Kayıtlar

Eylül, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Pavlov’un Köpeği ve Little Albert Bizden Ne Çekti

Resim
Klasik koşullanmanın temelinde yer alan bu deney için derslerimizde gördüğüm teorik anlatıma ek olarak günlük hayattan örnekleri ve bu bir köpek değil de insan olsaydı nasıl olurdu ihtimallerini yazmak istiyorum bu hafta. Çoğu dersimizde insan için çok farklı koşullardan söz edilebilir deniliyor ve açıklama konusunda yetersizliklere değiniliyor. Gelin bugün bu eksiklikleri farklı araştırmalardan da destek alarak ele alalım. Öncelikle Pavlov’un köpeği deneyi için koşullu/koşulsuz, uyaran/tepki şeklinde iki boyutun dörtlü kombinasyonuyla ortaya çıkan dört farklı ana kavramımız var. Bir uyaranın koşulsuz olması, doğal ve olağan akışta bizleri uyaran bir şey olmasından geçer. Bu doğal akışta koşulsuz uyarana verdiğimiz tepki ise koşulsuz tepkidir. Bu deneyde koşulsuz uyaran et iken, eti görünce köpeğin ağzından su akması koşulsuz tepkidir. Koşullu uyaran ve tepkiden söz edebilmek için ortada bir klasik koşullama işlemi olması gerekir. Bunun için başta hiçbir tepki verilmeyen bir uyaranı ...

Ilımlı Ebeveynlik: Döngünün Devamı mı? Eşsiz bir Süreç mi?

Resim
Hayatımız boyunca birçok çocukla yollarımız kesişmiştir. Bazılarımız ne yapacağını bilemeyip panik içinde çocuğun ağlamasının geçmesi için sağa sola koştururken, bazılarımız ise çocuğu kucağına alır almaz sakinleştirmeyi başarır. Peki, bu farkın sebebi nedir? Bunun önemli nedenlerinden biri, büyük ölçüde bebeklik döneminde gelişen bağlanma stilleridir. Ancak bu konunun ayrıntılarına ilerleyen yazılarda değineceğiz. Bu yazımızın asıl konusu ılımlı ebeveynlik kavramıdır. Psikoloji ve bilim dünyası, ılımlı ebeveynliği en sağlıklı ve güvenli ebeveynlik tarzı olarak kabul eder. Bu noktada ebeveynlerin birçok özellik bakımından denge kurabilmesi önemlidir. Hatta ılımlı ebeveynlik, Descartes’ın yüzyıllar önce ortaya koyduğu “altın orta” anlayışının günümüzde ebeveynliğe yansıtılmış hali olarak da tanımlanabilir. Ilımlı ebeveynlik; koruyucu ama kısıtlayıcı olmayan, özgürlükçü ama gerektiğinde yol gösterici, sevecen ama şımartıcı olmayan, sınırları olan ama gerektiğinde yeniden şekillendirme...

Kendimize Teslim Olmak: Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) Nedir?

Resim
Kabul ve Kararlılık Terapisi (Acceptance and Commitment Therapy – ACT), bilişsel davranışçı terapinin “üçüncü dalga” yaklaşımlarından biridir. Geleneksel terapilerin aksine, ACT bireyin acı verici duygu ve düşüncelere direnmek yerine onlarla barışmasını öğütler. Amaç, kişinin psikolojik esnekliğini artırmaktır; yani yaşadığı anı tüm duygu ve düşünceleriyle birlikte kabullenerek, değer verdiği hedeflere yönelik eylemlerini sürdürebilme becerisidir.  ACT, bu amacı altı temel süreçle destekler: kabul (deneyimleri değiştirmeye çalışmadan kabul etmek), defüzyon (düşüncelere olan sıkı bağları yumuşatmak), an’da olma (şimdiki ana dönük farkındalık), kendilik olarak benlik (içsel deneyimleri gözlemleyen “gözlemci benlik”), değerler belirleme ve değerlere yönelik eylem.  Bu açıdan ACT, sadece düşünce içeriğini değiştirmek yerine, kişinin yaşadığı acıyla yapıcı biçimde baş etmesini sağlayan bir terapi modelidir (Hayes ve ark., 2012). ACT’de sıkça uygulanan bazı yaratıcı müdahalel...

Psikolog x Psikiyatr ?

Resim
Psikoloji okuma kararımdan bahsettiğim çoğu insandan aldığım tepki “Sen zeki kızsın, tıp oku, psikiyatr ol.” olmuştu. Peki ben yine de psikolojiyi seçtim. Bu iki bölüm arasında ilaç yazmaktan başka ne fark var? Gelin bu yazıda farklarını ele alalım. Eğitim Psikologlar dört yıllık lisans bölümü okurlar ve ardından “psikolog” unvanı ile mezun olurlar. Aldıkları eğitimlerle terapi verebilirler ancak kendi kliniklerini açmaya yetkileri bulunmamaktadır. Psikolog unvanı taşıyan kişiler yalnızca terapist olmazlar; adliyelerde, spor tesislerinde, eğitim kurumlarında, firmalarda, laboratuvarlarda, akademide ve diğer pek çok alanda yer alabilirler. Diğer yandan psikiyatrlar tıp mezunu olurlar ve uzmanlıklarını psikiyatri üzerine aldıkları için iş olanakları yalnızca ruh sağlığı sektörü ile sınırlıdır. Psikolojiye kıyasla çok daha zorlu ve daha çok bozukluk odaklı bir bakış açısı ile eğitilirler. Uygulama Her ne kadar psikiyatrlar yalnızca ilaç yazıyor gibi bir algı olsa da onlar da gerekli e...

Dijital Sadeliğin Psikolojisi

Resim
Günümüz dünyası, bilgi okyanusunda yüzdüğümüz, kesintisiz bağlantıların ve sürekli bildirimlerin çağında yaşıyor. Akıllı telefonlar, sosyal medya platformları ve sayısız dijital araç, hayatımızın her anına sızarak bize eşi benzeri görülmemiş bir kolaylık sunarken, aynı zamanda zihinsel yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve kaygı gibi derin psikolojik sorunlara da zemin hazırlıyor. İşte tam da bu noktada, dijital sadelik (digital minimalism) kavramı bir trendden öte, modern insanın aradığı bir psikolojik denge aracı olarak karşımıza çıkıyor. Peki, dijital sadeliğin psikolojik temelleri nelerdir ve bu yaklaşım zihinsel iyi oluşumuza nasıl katkı sağlar? Dijital Sadeliğin Psikolojik Temelleri Dijital sadelik, teknolojik aletleri tamamen reddetmek yerine, onları amaçlı, bilinçli ve kontrollü bir şekilde kullanma felsefesine dayanır. Bu yaklaşım, teknolojinin bizi yönetmesine izin vermek yerine, onun sunduğu faydalardan en yüksek verimi almayı hedeflerken, zararlı etkilerinden korunmayı a...